Gezi sürecinde twitter'da öne çıkan bir başlık vardı #cevapver diye ..Bunu acaba senle olan ilişkimize de uygulayıp hem sana hem bana hem ikimize birden yöneltecek şekilde kullanabilir miyim/z acaba diye bir denemeye girişiyorum. Cevaplarını da belki vermeye çalışırım
İlişkimiz neden bir güç ilişkisine dönüşmüştü? #cevapver
Neden iş meselelerinde bu kadar kibirlisin? #cevapver
Neden kendi hayatınla ilgili çaba göstermekten sürekli kaçıyorsun? #cevapver
Neden bende ağır tahribatlar bırakacak sözler söyledin, neden akademide ne bok yiyorsun ki dedin? Bazı şeylerin bir süreç olduğunu neden görmedin? Görmek istemedin? Belki gerçekten kapasitem bu kadardı, olamaz mıydı böyle ihtimal? Bırakıp ayrılıp istifa mı etmeliyim o zaman? #cevapver
Neden arkadaş kalmayı bu kadar istediğimiz halde bu kadar kötü duruma geldik? #cevapver
...
Doğurgan Karalamalar
24 Ağustos 2013 Cumartesi
19 Kasım 2012 Pazartesi
"çünkü yaşamak gibi bir şeydi yaptığı
anasız bir tay gibi coşkun ve hüzünlü
akşamın dinginliğini otluyordu o zaman
her sabah denize çıkar, bir elma yerdi
hüznünü ve çılgınlığını elmanın
gözünü yumsan ağzında duyarsın
ellerine bakma artık
çünkü kar yağıyor
çılgın hüzünlü
...."
anasız bir tay gibi coşkun ve hüzünlü
akşamın dinginliğini otluyordu o zaman
her sabah denize çıkar, bir elma yerdi
hüznünü ve çılgınlığını elmanın
gözünü yumsan ağzında duyarsın
ellerine bakma artık
çünkü kar yağıyor
çılgın hüzünlü
...."
Çırpınışlar..
Aşksız bir dünya elbet mahkumdur yok olmaya.
Var ettiğimiz ne varsa dalgaların vicdanına saklı. Canımın sancısı da öyle. Yine de müzik dinlemek güzel. Notalar bir armağan. Tüm sanat dalları da öyle.
Yalnızlık bazen nimet. Ama bazen.
Aşksız bir dünya elbet mahkumdur yok olmaya.
Var ettiğimiz ne varsa dalgaların vicdanına saklı. Canımın sancısı da öyle. Yine de müzik dinlemek güzel. Notalar bir armağan. Tüm sanat dalları da öyle.
Yalnızlık bazen nimet. Ama bazen.
Gelelim şu
bizim var ettiklerimize. Yarattıklarımıza. Bizden kopanlara. Kendimizden
koparıp hür yaptıklarımıza. Böyle bir şey var mı sahiden?
Orijinal
acılar marketi.
Bir tren kalkıyor görüyorum. Mucizeler istasyonundayım. Tren kaçıyor. Yetişemiyorum.
Bakakalıyorum. Sert bir rüzgar esiyor tam o anda. İliklerime kadar üşüyorum. Bir cümle geliyor aklıma, birden çok dost söylemiş vakti zamanında: ruh gibi bakma.
Bir tren kalkıyor görüyorum. Mucizeler istasyonundayım. Tren kaçıyor. Yetişemiyorum.
Bakakalıyorum. Sert bir rüzgar esiyor tam o anda. İliklerime kadar üşüyorum. Bir cümle geliyor aklıma, birden çok dost söylemiş vakti zamanında: ruh gibi bakma.
Bakakalmanın
atasıdır ruh gibi bakma. En iyi yaptığımızdır aslına bakılırsa. Bilmem kaç
milyon yıl öncesine dayanır geçmişi. Ürken bir ceylanın ardından
bakakaldığımızda. Ürkekliğin tarihi. Bozma.
O bitince
şu, şu bitince öbürü, öbürü bitince diğeri. Ta ki sen bitinceye kadar. Ya da
öyle sanmak güzel. Ardından sıralanır çünkü sözler. Nasıl bilirdiniz, iyi
bilirdik. Harbi mi? İyi ne?
Bitecek ve gidecek her şeyden şikayetim var. Dünya sana söylüyorum. Zıkkımın köküne benziyorsun. Ben hiç zıkkımın kökü görmedim. Edebi olsun diye ekliyorum. Doğrusunu söylemek gerekirse seni de görmüyorum. Ne roma görmüşlüğüm var ne mısır. Sadece hayal ediyorum. Hatalı hayaller zinciri. Kahıriye.
Bitecek ve gidecek her şeyden şikayetim var. Dünya sana söylüyorum. Zıkkımın köküne benziyorsun. Ben hiç zıkkımın kökü görmedim. Edebi olsun diye ekliyorum. Doğrusunu söylemek gerekirse seni de görmüyorum. Ne roma görmüşlüğüm var ne mısır. Sadece hayal ediyorum. Hatalı hayaller zinciri. Kahıriye.
Kaçırdığım
çizgi filmleri artık internetten izlemek mümkün. Üstelik okula geç kalma derdim
de yok. Mevsim bahar olunca, aşk gönüle dolunca, sevenler kavuşunca, yaşamak ne
güzel.
Günlerden çarşambaymış. ( ben bunları Pazar günü yazıyorum) ama yine de günlerden Çarşamba.
Günlerden çarşambaymış. ( ben bunları Pazar günü yazıyorum) ama yine de günlerden Çarşamba.
Karşıyakadayım.
Daha önce hiç gitmediğim sadece bir kez önünden geçtiğim müzik dinleme evinde
türk sanat müziği çalıyor. Kanun var ud var keman var.. masamda meyveler elimde
rakım. Keyif alıyorum bir yandan da hüzünleniyorum. Hüzünle var ediyorum
kendimi ya da. Şimdi bunu tam olarak bilemiyorum. Bu yıllanmışlara has mekanda
– ne ki çocuklar alınmaz- çocukluğumu arıyorum. Yeşil eteğim yeleğim kucağımdan
kayıp duran bir ud ve mızrap. Bulsam ona öl derim. Biliyorum. Geç kalmadan öl.
Bakar suratıma anlamsızca, bunu da biliyorum. Sonra kendi ellerimle boğuyorum
onu. Kurtuluyor. Artık özgür.
Ölüm bazen
özgürlüktür. Bazen.
Bunu becerebilmek cesarettir. Kim ne derse desin. –yaşamayanlar bilmezler ölmeyi-
Bunu becerebilmek cesarettir. Kim ne derse desin. –yaşamayanlar bilmezler ölmeyi-
Ölmek
tutkusu ölmenin bilgisine sahip olmayı istemekten gelir. Masumdur. Bu, bilgiyi
iktidar kurmak için istiyor olmak değildir. Öğrenileceklerin en kıymetlisi en
bilinmez olanınadır sadece.
Ne kalır geriye ve ne kalır geriye. Bütün bir hayat yitip giden aşıkların güncesinden ibaret ise?
Tek bir cümle devirebilecekken mutsuzluğu yere, sakınır insanlar. Korktuklarından mıdır bilinmez.
Bizler, bilinmez soruların acısını çekenleri kitaplardan öğrenen bizler, ne ararız hala aranızda?
Daha çok mutsuzluk daha çok mutsuzluk belki tüm istediğimiz bu.
Istırap çeken bir ruhun kokusunun hissedildiği en uzak nokta neresidir.
Ne kalır geriye ve ne kalır geriye. Bütün bir hayat yitip giden aşıkların güncesinden ibaret ise?
Tek bir cümle devirebilecekken mutsuzluğu yere, sakınır insanlar. Korktuklarından mıdır bilinmez.
Bizler, bilinmez soruların acısını çekenleri kitaplardan öğrenen bizler, ne ararız hala aranızda?
Daha çok mutsuzluk daha çok mutsuzluk belki tüm istediğimiz bu.
Istırap çeken bir ruhun kokusunun hissedildiği en uzak nokta neresidir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
